BİLGİ’nin medarı iftiharı

web.bedikyan_

BİLGİ’nin yetenekli mezunlarından caz müzisyeni Burak Bedikyan, Amerika Birleşik Devletleri’nin verdiği üstün yetenekli sanatçı vizesiyle Eylül’de New York’a yerleşiyor. Eşinin misafirperliği eşliğinde ve dünya tatlısı kızları Arya’yla birlikte ailece yaptığımız sohbette BİLGİ’den New York’a müziği konuştuk.

Ben kısaca eğitim öykümle başlayayım…

1996 yılında Saint Benoit’dan mezun oldum. Hemen aynı yıl yarı profesyonel olarak çalmaya başladım. Bir yandan Marmara Üniversitesi’nde Ekonometri eğitimi alıyordum, bir yandan çalıyordum vs… O dönemde kısa bir maceram oldu, yurtdışı okulları ve yurtdışı seçenekleri biraz zorlamak istedim. O zaman Berklee College of Music Paris’te bir sınav açmıştı, oradan “merit based scholarship” denilen bir burs aldım. Aslında niyetim yurtdışına gitmekti, Amerika’ya gitmekti, fakat burs sadece o tuition dedikleri eğitim harcını kapsadığı için ve benim diğer masrafları karşılayacak durumum olmadığı için bir sponsor/ek burs arayışı başladı. Bunların hepsi de negatif sonuçlandı. Dolayısıyla motivasyonum kırıldı, biraz da müziğe küstüm bir süre. Sonra tabii profesyonel hayatım devam etti. Aslında çömezlik dönemim bir nevi o. Bu arada okulu bıraktım. Çünkü müzik full time hal alınca artık bir seçim yapmam gerekti. O tercih vakti geldiğinde müziği seçtim. Ondan sonra işte BİLGİ’ye girdim 2002’de. 100 üzerinden 100 aldığımı söylediler tüm sınavlardan. Böyle başladı BİLGİ macerası.

 

Beklentileriniz nelerdi?

Okulun bana kattığı birçok şey oldu, ama yüksek bir beklenti ile girmiştim. Çünkü eğitim kadrosu müthişti; Ali Perret, Can Kozlu gerçekten önemli isimler. Donovan Mixon, mesela görüp görebileceğiniz en iyi hocalardan biridir. Ricky Ford, efsane bir adam, yani herhangi bir caz sözlüğü veya ansiklopedisini açın, Ricky Ford’u görürsünüz. Beklentimin altında kalan şey şu oldu; birbirinden çok farklı seviyelerde hatta çok farklı ilgi alanlarına sahip bir sürü öğrenci aynı müfredatla aynı sınıflarda ders alıyordu. Bu da bir süre sonra sıkıyor öğrenciyi, okuldan uzaklaştırıyor. Bana da bu oldu, seviyelerimiz çok farklıydı.

 

Okuldan sonra neler yaptınız?

Okulla beraber kariyerimde bir seçim yaptım, seçici davranıp caz müzisyeni olmaya kanalize oldum. Dolayısıyla ne yaptım? 2002 yılından itibaren aşağı yukarı Türkiye’de çalmadığım hiçbir kulüp, hiçbir festival, birlikte çalmadığım hiçbir müzisyen kalmadı ki asıl eğitim benim için o oldu zaten. Bu süre zarfında yurtdışından (Amerika’dan veya Avrupa’dan) gelen sanatçılara eşlik etme şansı buldum. Çünkü her solist her zaman kendi ekibiyle gelemiyordu, hala da öyle. Mesela içlerinde herhalde en önemlileri Wynton Marsalis, Dusko Goykovich, Kevin Mahogany, Benny Golson gibi isimler… Bunlar dünya caz sahnesinde çok mühim adamlar, normalde İstanbul ve yakaladığımız şartlar olmasa, dünyanın başka bir yerinde bir araya gelip çalma imkanı bulamayacağımız sanatçılar. Buranın sığlığının böyle avantajları olabiliyor benim gibiler açısından, yani birazcık çizginin önünde duruyorsan -verdiğin emekle o da, başka bir şeyle değil- o zaman senin telefonun çalıyor, o şansı sen yakalıyorsun.

Şimdi neler yapıyorsunuz?

2012’de kendi adıma yaptığım ilk albümü kaydettim New York’ta “Circle Of Life”, onda da mühim adamlarla bir araya gelme şansını yakaladım, Chris Potter, Peter Washington, Bill Stewart gibi yani tanınan New York ekolü caz müzisyenleri. Çalmalar devam etti, peşine iki albüm daha yaptım. İkinci albümüm “Leap of Faith”. Üçüncü albüm de “Awakening” o da 2016 Ekim ayında çıktı, yeni bir albüm. Onun bir turnesi oldu, bir Avrupa turnesi. İki temel grubum var, biri American Quartet ya da New York Quartet dediğim bir ekip, Amerikalı müzisyenlerden oluşuyor. Bir de European Quartet diye bir ekibim var, o da Avrupalı müzisyenlerden oluşuyor. Bu ekiplerin konserleri yoğun devam ediyor, yılda bir-iki defa Avrupa-Amerika konserleri oluyor.

 

Sırada neler var?

Sonbaharda dördüncü solo albümüm için tekrar stüdyoya gideceğim. Asıl değişiklik başka. Şimdi bu gel gitler hem maliyetleri açısından hem de enerjisi açısından zor olmaya başladı. Takip de edemiyorsun, o şeyin içerisine tam giremiyorsun, yani hep orada olman gerekiyor. Dolayısıyla oraya gitme gereği ortaya çıktı. O yönde biraz çalışmalar yaptık, başvurular şunlar bunlar derken özel bir izin ve özel bir davet aldım, bunun adını hep söylemekten çekiniyorum fazla iddiali duyuldugu icin, üstün yetenek ve başarı sahibi sanatçı vizesi deniyor. New York’a yerleşeceğiz,

2 Eylül’de ailece gidiyoruz. Macera orada devam edecek gibi görünüyor. New York caz sahnesinin bir parçası olmaya gayret edeceğim. Bunca yıl uğraş verdiğim bir şeyi daha ileriye götürmek istiyorum. Bunun yolu da o, başka bir şey değil, çünkü bu işin kalbinin attığı yer orası, yani dünyanın birçok yerinde bu iş çok iyi yapılıyor ama New York kadar değil. Türkiye’deyse genelde verilen emekle karşılığı hiçbir zaman birbirini tutmuyor…

 

Sizce BİLGİ’yi diğer üniversitelerden ayıran neydi?

O sistem bana çok hitap etmedi ama şöyle büyük bir hizmeti olduğunu düşünüyorum BİLGİ’nin; Caz Departmanı konuya meraklı gençleri bir araya toplayan bir ana üs oldu, bu çok önemli. En önemli hizmeti budur aslında. Tabii şimdi bir kere BİLGİ’nin bu bölümü açması ne kadar büyük bir hizmetse, bu bölümü kapatmış olması da bir o kadar büyük başarısızlıktır. Kabul edilir bir şey değil bu, ki o zaman bunu anlatmaya çalıştık.

Powered by Openmedia