Yepyeni bir girişimcilik hikayesi; begoodto.me!

slen610

Selen Ataç, 2005 yılı Reklamcılık Bölümü mezunlarından. BİLGİ’de okuduğu yollar boyunca pek çok reklam ajansında stajyer olarak çalıştı. Sonrasında Londra’da Grafik Tasarım üzerine eğitimine devam etti. Son zamanlarda ise farklı bir heyecan yaşıyor; begoodto.me. Projesini “İyilikleri, iyi davranışları ve pozitif haberleri (biz bunlara iyihikayeler adını verdik) yaymak ve çoğaltmak amacıyla kurulmuş bir sosyal girişim.” olarak tanımlıyor. Selen ile projesi üzerine keyifli bir röportaj gerçekleştirdik.

 1- Önce seni tanıyarak başlayalım. Kaç yılında hangi bölümden mezun oldun?

2005 yılı, Reklamcılık Bölümü mezunuyum. Bilgi Üniversitesi’nde okuduğum tüm yıllar boyunca farklı ölçekli reklam ajanslarında stajyer olarak çalıştım. Üniversite eğitimim sonrası Londra’da Grafik Tasarım üzerine eğitim almaya karar verdim ve bu eğitim sırasında güncel sanata yoğun ilgi duydum, bu sayede sanatçı asistanlığı yapmaya başladım. Türkiye’ye dönüşüm ile, bu deneyim beni Güncel Sanat dünyasına hazırladı ve Asistan Yönetici olarak Galeri Nev İstanbul’da 5 sene çalıştım.

2012 yılında ise radikal bir karar verip, dünya dijitale dönüyor benimde kendi alanımda bu adımı atmam gerekli diyerek, Alman şirket Rocket Internet’e geçerek start-up eko-sistemine adım atmış oldum, tasarım odaklı e-ticaret sitesi bamarang.com.tr’nin satın alma ve kampanya yöneticiliğini yaptım. Şirketin Türkiye’de faaliyetini durdurması ile Bamarang’ın kurucu ekibinden çıkan 2 arkadaşım ile ilk girişimim olan DesignLocks.com, tasarım odaklı e-ticaret sitesini kurduk. Yaklaşık 6 ay süren bir deneyimden sonra, pazarın yeterince büyük olmadığını görerek, zarar etmeden sonlandırdık. Bu maceralı girişim deneyimlerinden sonra, ayakları daha yere basan ama start-up ruhunu halen taşıyan Türkiye’nin önde gelen düğün sitesi, Düğün.com’un tasarım direktörlüğünü üstlendim. 3 sene boyunca baştan aşağı tüm görünümü yenileyerek, daha kullanıcı odaklı bir site haline getirdik.

3. senemin sonlarına doğru, 2012’de hissettiğim benzer değişim gerekliliği ve dünyanın akımlarını yakalama içgüdüm ile, Remote Year adlı programa katıldım. Bu program ile dijital göçebe olarak, 1 sene boyunca dünyayı gezdim. Avrupa, Güneydoğu Asya ve Güney Amerika’da 12 şehirde 1’er ay yaşayarak hem mesleğime devam ettim, hem de içime bir yolculuğa çıkmış oldum ve kendime ben bu hayatta asıl ne yapmak istiyorum sorusunu sordum.

2018 Ocak ayında yayına geçirdiğimiz begoodto.me adlı sosyal girişimimiz, tüm bu deneyimlerin meyvesi oldu.

2- Begoodto.me ile devam edelim. “İyilik seninle başlasın. Yaptıklarını ve gördüklerini paylaş ki iyilik çoğalarak artsın.” Mottosu ile yola çıkan projenden bahseder misin?

begoodto.me, iyilikleri, iyi davranışları ve pozitif haberleri (biz bunlara iyihikayeler adını verdik) yaymak ve çoğaltmak amacıyla kurulmuş bir sosyal girişim. Birbirimize, doğaya, hayvanlara ve kendimize karşı biraz daha anlayışlı olalım ve iyi davranalım isteğiyle yola çıktık. Bu davranışı da sürekli pozitif haberlere ve iyiliklere maruz kalarak şekillendirmeyi düşündük. Günümüzde farklı kaynaklardan çok fazla olumsuz davranış örneklerine maruz kalabiliyoruz. Bunları olumlularla değiştirerek farkındalığı artırmak ve küçük iyilikleri daha büyük iyiliklere dönüştürmek istiyoruz. Bunu yapabilmek için çok geniş bir kitleye hitap etmemiz gerektiğini biliyorduk. O nedenle bir mobil uygulama yapmaya karar verdik. Böylece iyiliği, insanların cebine sokabilmeyi amaçladık. 1.5 yıl önce başlayan çalışmalarımız sonucunda, mobil uygulamamızı 5 ay önce kullanıcılar ile buluşturduk. Şu ana kadar aldığımız güzel yorumlar da bizim için doğru yolda olduğumuzun en büyük kanıtı.

Mobil uygulamada kullanıcılar kendi yaptıkları, kendilerine yapılan veya görüp duydukları iyihikayeleri metin, fotoğraf veya video ile paylaşıyorlar. Kullanıcılar bu paylaşımları yaparken, isterlerse kullanıcı adı kullanarak anonim de kalabiliyorlar. Bu paylaşımları yaptıklarında ve bu içerikleri yaymaya yardım ettiklerinde, herhangi bir parasal değeri olmayan puanlar kazanıyorlar. Sonra bu puanları, uygulamada bulunan ve markalar tarafından finanse edilen sosyal sorumluluk projelerine aktarabiliyorlar. Her projenin bir puan değeri oluyor ve bu puan değeri, kullanıcıların aktardıkları puanlarla tamamlandığında, marka projeyi gerçekleştiriyor. Dolayısıyla örneğin bugün apartmanı önüne koyduğu bir su kabının fotoğrafını paylaşan bir kullanıcı, aslında puanlarını aktararak, 500 çocuğun ilk defa sinema ile buluşmasına vesile olabiliyor. Bu sayede küçük iyilik paylaşımlarının, daha büyük iyiliklere dönüşmesini sağlıyoruz.

 

3- Nereden geldi böyle bir proje oluşturmak?

Dünya seyahatim sırasında, kurucu ortağımız Esin İmer Haşlaman ile bir telefon konuşmamızda ülkemizde yaşanılan kutuplaşmanın bizi ne kadar etkilediğini ve insanları sevgide, iyilikte nasıl bir araya getirebileceğimizi konuşurken, “benim bir fikrim var ne dersin?” demesi ile başladı. Uzun yıllar dijital sektörde çalışan Esin, son işi, yolculuk paylaşım platformu BlaBlaCar’ın ülke müdürüydü. Yolculuk paylaşımı birbirini tanımayan insanların, aynı yöne giderken araçlarını paylaşmaları esasına dayanıyor. Maalesef ülkemizde son yıllarda yaşadığımız gerginlikler nedeniyle endişe dolu çok fazla yorum almışlardı. Ancak arka tarafta, öyle güzel hikayelerle beslendiler ki, begoodto.me’nin ilk kıvılcımı Esin oradayken doğdu. Fark ettik ki güzel hikayeler hiç görünür değil ve maruz kaldığımız olumsuz haber ve olaylar, bizi hep endişe dolu güvensizliklere itiyor.

Bu hayatta ne yapmak istediğini sorguladığı bir gün iyiliği mobil uygulama ile birleştirmek ve böylece milyonlarca insana yayabilmek fikri aklına geldi. Ve fikrini benimle paylaşarak tasarım ayağını üstlenmemi teklif etti, daha sonrasında teknoloji tarafında uzman 3. ortağımızın da ekibe katılması ile iyilikleri yaymak konusu hepimizi çok heyecanlandırdı ve 3 kurucu ortak olarak begoodto.me uygulaması üzerinde çalışmaya başladık.

Kültürümüzde iyilikleri, iyi davranışları göstermek çok alışılagelmiş olmadığı için de, küçük iyilikleri daha büyük iyiliklere dönüştürebilecek bir kurgu ekledik. Böylece sosyal medyayı kullanmayı ve paylaşmayı çok seven bir ülkeden, içinde iyilik olan bir proje çıkartmayı hayal ettik. Bu topraklardan iyilik dolu bir projenin çıkması bizim için çok önemliydi. O nedenle kimi tanıdıklarımızın yurt dışında bu projeyi yapsanız, daha hızlı büyür yorumlarına kulak asmadık ve gerçekten kültürümüzde olan ve sahip çıktığımız değerleri, tekrar daha görünür hale getirebileceğimizi düşünerek kolları sıvadık.

4- Begoodto.me kimlere hizmet eder, temeli neyi oluşturur? #içimdeiyilik var nasıl gelişti?

begoodto.me’nin kapısı herkese açık. Tek kısıtımız bir mobil uygulama olduğumuz için, kullanıcılarımızın akıllı telefon kullanıcısı olmaları gerekiyor. Herkesin zaman zaman pozitif içerik tüketmeye ihtiyacı oluyor. Bazen bakıyorsunuz, bir köpeğin kuyudan çıkarılma videosu milyonlarca kez izleniyor. Tek sebebi ise kalbe dokunması. begoodto.me’de kalbe dokunan çok fazla içerik var, o yüzden de herkesin mutlaka bir şeyler bulabileceğini düşünüyoruz. Bir slogan bulmak için çok kafa yorduk ve en son bizi en iyi temsil edecek ifadenin #içimdeiyilikvar olduğuna karar verdik. Çünkü, biz her insanın doğasında iyilik olduğuna inanıyoruz. Amacımız da bu iyiliği başkalarına ilham olması ve farkındalık yaratması amacıyla biraz daha görünür kılmak. Biliyoruz kültürümüzde iyilikleri paylaşmak çok alışılagelmiş bir durum değil. O yüzden begoodto.me sadece iyiliklerin değil, tüm iyi hikayelerin paylaşılabileceği bir platform. Artık günümüzde kapalı ve küçük toplumlardan çok daha farklıyız. O yüzden iyi hikayelerin daha görünür olmasına, başkalarına ilham olmasına ve hepimizin elimizi taşın altına koymamız gerektiğine inanıyoruz. Etrafımızda herkes bir şeyler yapmak istiyor ama ne yapmak istediğini bilmiyor. Artık bunu diyen birinin tek yapması gereken, bir iyi hikayeyi begoodto.me’de paylaşmak. Bunu yaptığında, kazandığı puanları aktararak, hiç tanımadığı birinin hayatına dokunabilmesi artık mümkün.

5- BİLGİ ile devam edecek olursak. Nasıl kesişti yolların, neden BİLGİ’yi tercih ettin?

Bilgi Üniversitesi İletişim Fakültesi eğitim kadrosunun kalitesinden dolayı 2. tercihimdi, ilk tercihim zaten kazanamayacağımı bildiğim bir bölümdü, o yüzden İstanbul Bilgi Üniversitesi ilk tercihimdi diyebiliriz. 2000 yıllarının başında Reklamcılık sektörü çok ilgi çekici olmaya başlamış ve BİLGİ İletişim Fakültesi kadrosu sektörün duayenlerinden oluşmaktaydı, bu da bu üniversiteyi ve bölümü seçmemenin en temel nedeniydi. Eğitimim tam da hayal ettiğim gibi oldu, hocalarım sayesinde doğru ajanslarda, doğru pozisyonlarda staj yapma şansı yakaladım, bu da aldığım eğitimi en iyi destekleyen unsur oldu. Hatta sadece dersi dinleyerek ve yarı zamanlı ajanslarda çalışarak, sınavlara neredeyse çalışmadan girebiliyordum. Üniversite sırasında aldığım bu kaliteli eğitim ve edindiğim network, ileriki yıllardaki iş deneyimlerimin en temel taşlarından biri oldu. Ayrıca iş başvurusu görüşmelerimde de bu bölümden mezun olmanın ve eğitim aldığım hocalarımın farkını ve değerini hep hissettim.

6- İleriye dönük planların nelerdir, bundan sonra neler yapmak istiyorsun?

Yapmış olduğum dünya seyahati ile edindiğim dijital göçebe (digital nomad) deneyimi, ülkeye tamamen dönüşüm ile tüm çalışma anlayışımı değiştirmeme neden oldu. Çalışırken, aynı zamanda seyahat edebilmenin verdiği esneklik sayesinde tamamen freelance grafik tasarımcı olarak çalışmaya devam etmekteyim. Uzaktan çalışarak da, hayatta fark yaratabileceğimi ve neler yapabileceğimi görmüş oldum. Bu yüzden, ileriye dönük en büyük hayalim, bu deneyimi daha da zenginleştirerek dünyayı gezmeye devam etmek ve begoodto.me uygulamasını çok daha büyük kitlelere, dünyaya yaymak. Kurduğumuz bu iyilik ağını daha da genişleterek, gerçekleştirdiğimiz sosyal sorumluluk projelerini daha da büyük ölçeklere ulaştırmak ve insanların ihtiyaçlarına cevap olarak hayatlarına barış ve sevgi sunabilmek.

 

 

Powered by Openmedia