Onur derecesiyle mezun oldu

Büyük bir ajansta Türkiye’nin en önemli ve köklü kuruluşlarından birinin Halkla İlişkiler ve Pazarlama aktiviteleri sorumlusu olarak çalıştı.

Ardından bebek ürünleri üreten bir firmada İhracat Müdürü olarak yaklaşık 􀀗8 ülkeye ihracat yaptı. Şimdilerde binlerce takipçisi olan bir blogger. Merve İpek Öztürk ile 􀂵kalemi’ üzerine konuştuk.
Öncelikle sizi tanıyarak başlayalım. Kendinizden bahseder misiniz?
1980 İstanbul doğumluyum. İstanbul Bilgi Üniversitesi Halkla İlişkiler Bölümü’nü onur derecesiyle bitirdim. Öğretmenim Betül Mardin’in elinden diplomamı almak benim için bir gururdur. Lise hayatım tembellikle geçti fakat sonradan açıldım ve harika bir dereceyle mezun oldum. Sonrasında birkaç yıl okulumuzda öğretim görevlisi olan Meral Saçkan’ın ajansında görev aldım. Piyale gibi birçok kurumsal markanın halkla ilişkilerini yapmaya başladım. Sonra babam beni yanına aldı. Orta ölçekli bir firmaydı ve PR’dan çok anlamıyordum. Orada bir anda
ihracat sorumlusu oldum. Satışa ve ihracata yöneldim. 􀀗8 tane ülkeye ihracat yaptım. Burada yıllarca ihracat yaptıktan sonra çocuğuma sahip olma döneminde zor bir hamilelik geçirdim. Bu süreci yatarak geçirdiğim
için işi bırakmak zorunda kaldım. Hiçbir şey yapmadan duramadığım için o dönemde doğum yapar yapmaz yazmaya başladım. Bir blog açtım ve hikayemi orada yazdım. Benim gibi zor bebek sahibi olmuş
ya da olma yolundaki kadınlara yarenlik etmek için başladım. Bir gecede 9 bin kişi tarafından bloğum tıklandı. Hikayem çok ciddi derecede hızla yayıldı. Ardından ana haberler röportaja gelmek istediler. Böylelikle Melina’s Mom olarak anılmaya devam ettim. Birçok tüp bebek yapan kadına seminerler vererek doğru doktorlarla buluşturmaya çalışarak devam ettim sosyal sorumluluk projelerime. Arından yazmaya da devam ettim. Şu an 3 tane kitabım var 2 yetişkin 1 çocuk kitabı. Ben anne olmayı hayal etmiştim, ünlü bir anne oldum.
Bloğunuzun ortaya çıkma hikayesi ve içeriği nedir?
Hamilelik döneminde çok sıkılmıştım. Evde yatıyordum ve kendim için tüp bebek yöntemiyle ilgili araştırmalar yapıyordum. Bir türlü tüp bebekten sonra hamile kalmış kişilere ulaşamıyordum. Tüp bebek yaptırdığım dönemde hep umutsuzluğa kapılıyordum. Hamileliğimde de söz verdim kendime. Ben mutlu sona ulaştım ama kendi mutlu sonlu hikayemi bu insanlarda saklamayacaktım. Tüp bebek yaptırdığım dönemde ben nasıl
mutlu hikayelere ulaşamıyordum nasıl bunun için yanıp tutuşuyordum, işte o insanlar için bugün pozitif hikayemi paylaşma vakti dedim. Böylelikle bloğumu açmaya karar verdim ve hikayemi yazdım. Dediğim gibi hikayem bir gecede 9 bin tıklanma aldı ve bu süreçteki birçok kadına yarenlik ettim. Böylelikle bloğum değer ve sevgi gördü. Hiçbir ticari amaç güderek yapmadım buradan bir gün para kazanacağımı da hayal etmiyordum. Tüp bebekle konusunda doktorlarla ilgili hiçbir kazanç elde etmedim. Çünkü bu benim sosyal sorumluluk tarafım. Ancak bunun dışında çocuğumu büyütürken kullandığım ve memnun kaldığım ürünlerle ilgili süreçlerimi paylaşırken deneyimlediğimiz şeyleri tanıtmaya başladım. Markalar tarafından keşfedildim ve bunların karşılığında ücretler alıyorum.

Kitabınızdan ve yazı hayatınızdan bahseder misiniz?
Yeni Bir Ben kitabı, Seni Beklerken’in devamı gibi ama biraz daha bağımsız. Aslında Seni Beklerken’i okumadan da Yeni Bir Ben okunabilir. Seni Beklerken, benim annelik yolundaki hikayemdi. Yeni Bir Ben ise anne
olduktan sonra hayatımda nelerin değiştiğini, bu zorlu süreçlerin benim hayatımda neleri götürdüğünü fakatbana aynı zamanda neleri getirdiğini anlattığım bir kişisel gelişim öyküsü. Ben bu yolculukta arkadaşlarımı kaybettim. En yakın arkadaşlarımı, çocukluk arkadaşım dediğim insanları kaybettim. Çünkü onlar çok kolay yollarla hamile kalmışlardı ama benim yolculuğum uzun sürmüştü. Bir şekilde kopma noktasına gelmiştik. O kopuş noktasından sonra geriye dönüp baktığımda onları bıraktığım gibi bulamadım. Bu bulamamak, beni çok fazla geriye itti. Sonuçta onlar benim çocukluk arkadaşımdı, dünyamdı. Dünyanız yaşadığınız çevreyle alakalı. 10 kişilik bir arkadaş grubum vardı. Fakat onları kaybettim bu zorlu süreçte. Aslında benim kayıp sandığım, hayatıma kazanç olarak geri döndü. Bunu anlattığım bir hikaye aslında. Zaman zaman dünya tersine döndü zannedebiliriz, elimizdeki her şeyi kaybedebiliriz. Oysaki bu nokta yeni bir hayata adım atmak için büyük bir başlangıç. Artık benim çok daha geniş
ve çok daha harika bir çevrem var. Bu kitap, kayıp sandıklarımızın aslında birer kazanç olduğunu anlatıyor.
Mio design isimli bir siteniz var. Fikir nasıl ortaya çıktı?
Çocuğumla ilgili paylaşımlar yapıyordum ve zaman zaman artık bundan rahatsız olmaya başladım. Artık bunu gerçek bir iş kolu haline getirip çocuğumu buradan uzak tutmak istiyordum. Ancak öte yandan da bana en çok Melina’nın giydiği kıyafetler soruluyordu. Giyim tarzı çok beğeniliyordu, benim onu giydirme tarzım çok beğeniliyordu. Bu da bende bir ışık yaktı. Demek ki ben bu işi güzel yapabiliyorum. Unisex kıyafetler giydiriyorum ve bu çok ilgi çekiyor. Kız çocuğunda çok kadın kadın giyime karşıyım. Sonra neden kendi kıyafetlerimi tasarlamayayım ve bunu
bir marka haline getirmeyeyim dedim. Tam da hayal ettiğim gibi oldu. Kızıma giydirdiğim ve giydirmeyi hayal ettiğim şeyleri tasarladım. Pembe ve mavilere gitmeden doğal renklerle ilerledik. Renkleri kızlar ve erkekler
olarak ayırmayalım. Buradan yola çıkarak markamı kurdum, çok da ilgi gördü. Hatta yurt dışı pazarından da çok ilgili gördü. Amerika şimdi ithalat yapmak istiyor ürünlerimizi. Rusya’ya da ihraç ettik. 􀁤ok büyük markalar
ilgi gösterdi ürünlerimize, bünyelerine katmak isteyenler oldu. Markamın
2 sene içinde çok daha iyi yerlere geleceğine inanıyorum. Girişimcilik öyküm bu şekilde başarıyla başladı. Şu anda online’dayız; Buse Terim’in BT Shop markasında, Trendyol’a da çıktık şimdi Hepsiburada’ya da giriyoruz.
BİLGİ ile devam edelim. Nasıl kesişti yollarınız BİLGİ ile?
BİLGİ’ye girmenin kolay, çıkmanın zor olduğunu duyuyordum hep. BİLGİ kolay bir okul değildir. Hakkıyla, kaliteli eğitim sistemi ve kaliteli eğitim kadrosuyla harika bir okul. BİLGİ’den gerçekten çalışarak mezun olursunuz. Okuldan mezun olunca iş bulma şansınız çok yüksek çünkü çok donanımlı bir şekilde mezun olmuş olursunuz. Açık ve net söylemem gerekirse BİLGİ’ye girdikten sonra aşık oldum; öğretmenlerimi, eğitim sistemini, amfilerdeki ders işleyiş şeklini çok sevdim. BİLGİ’den mezun olup çok iyi yerlere geliş bir çevreyle beraberiz. Yeniden okuma şansım olsa yeniden BİLGİ’yi tercih ederdim.
Bugüne kadar pek çok başarıya imza atmış biri olarak BİLGİ’nin size kariyerinizde ne gibi yararları oldu?
Yabancı dille okuduğum için sadece Halkla İlişkiler öğrenmiş gibi mezun olmadım hem yabancı dilimi geliştirdim hem de bütün derslerin bazını aldığım için pek çok alt yapıya sahip oldum. Halkla İlişkiler bitirsem bile ihracat yapabildim. Bu yüzden BİLGİ’nin ciddi bir alt yapıyla yetiştirdiğini gördüğüm için her türlü mesleği gerçekten yapabilecek kapasitedeyim. Uzmanlığım halkla ilişkiler ama BİLGİ’de aldığım alt yapı ile üzerine pek çok şey ekleyebildim.

Powered by Openmedia